|
|
ESTETİK / CİLT SAĞLIĞI
Kozmetikler , Sağlık ve Kozmetoloji
Hazırlayan :Prof. Dr. Nilgün Atakan
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Deri bilindiği üzere organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, bunun yanısıra sıvı
ve ısı dengesini sağlayan, sekretuvar (salgı yapan), duysal ve immünolojik pekçok işlevi
olan kompleks bir organdır. Şüphesiz bu çok sayıda işlevlerin dışında yumuşak,
temiz ve pürüzsüz görünümü ile estetik açıdan da büyük önem taşır. Fiziksel
görünümün herkes için önemli olduğu, hoş ve güzel görünümün insanların
kendini daha iyi hissetmelerini sağladığı bir gerçektir. Bu gerçekten yola çıkarak
dermatologlar da deriyi sadece bir organ olarak görmemekte, estetik yönünü de çok iyi
değerlendirmektedirler. Derinin bu yönüyle ilgilenen kozmetoloji bilim dalı da
dermatolojinin yan dallarından birini oluşturmakta ve giderek önem kazanmaktadır.
“Look good……Feel Better” (iyi görün...iyi hisset) bugün Amerika’da tüm
radyoterapi(ışın tedavisi) ve kemoterapi(ilaç tedavisi) alan kanser hastaları için
CTFA ( The Cosmetic, Toiletry and Fragrance Association ) , American Cancer Society ve
National Cosmetology Association işbirliği ile yürütülen çok kapsamlı bir programdır.
Bu program çerçevesinde kanser hastalarında tedavi ile ortaya çıkan saç kaybı,
pigmentasyon değişiklikleri ve diğer kozmetik problemlere çözümler önerilmekte ve
uygulanmaktadır. Kozmetik kamuflaj vitiligo (ala), skar (nedbe) oluşumu, pigmentasyon
(renk) bozuklukları ve alopesi(kellik) gibi deri ve deri eklerinin görünümünü
etkileyen hastalıkların tedavisi sırasında veya sonrasında uygulanması gereken özel
yöntemlerdir. Bir dermatolog deri kanserlerinin çıkarımı sonrasında oluşan skarlar,
çıkarılması olanaksız nevüs (ben) ve hemanjiomların veya telenjiektazilerin (damar
genişlemeleri) kapatılabilmesi ve oluşan asimetrilerin kısmen gizlenebilmesi için bu
teknikleri bilmek zorundadır. Diğer yandan sağlıklı deriyi korumak, uygun bakımla
fotoyaşlanmayı geciktirmek ve deride oluşan yüzeyel kırışıklıkları giderebilmek
günümüzde uygun kozmetiklerin kullanımıyla mümkün olabilmektedir.
Kozmetikler, “ insan vücuduna sürülen, serpilen veya sprey şeklinde uygulanan
temizleme, güzelleştirme, çekiciliği arttırma veya görüntüyü değiştirme amacıyla
kullanılan maddeler” olarak tanımlanırlar. Bu maddeler kesinlikle ilaç etkinliği
fonksiyonu ve hastalık giderici özellik taşımamalı ve deride herhangi bir yapısal ve
fonksiyonel değişikliğe yol açmamalıdırlar.
Kozmetikler çok geniş yelpazeye sahip, toplumun hemen her kesiminde günlük yaşamla içiçe
olan tüketim ürünleridir. Derinin temizliğinde kullanılan sabunlar, pudralar ve şampuanlar
başta olmak üzere çeşitli makyaj malzemeleri, parfümler, deodorantlar günde birkaç
kez tatbik edilirken, saça renk ve şekil vermek için kullanılan ürünler yılda birkaç
kez tatbik edilerek kullanılırlar. Deri ve deri eklerine tatbik edilen bu maddelerin en
önemli amacı derinin fizyolojik özelliklerini değiştirmeden güzelleştirmek ve
korumaktır. Ancak bu grupta yer almakla birlikte OTC olarak kabul edilen bazı kozmetik
preparatlar vardır. Bu ürünler farklı hedef noktalarında değişikliklere yol açarak
etkilerini gösterirler.Bunlar lipid tabakasını etkileyen ajanlar (antiseboreik ürünler),
stratum korneumu etkileyen ajanlar (nemlendiriciler) ,melanositleri(deriye renk veren hücreleri)
hedef alan pigmentojenik (renklendirici) ürünler, terbezlerini hedef alan
antiperspiranlar ve hipodermisi(deri altı dokusu) hedef alan zayıflatıcı ve inceltici
ajanlar olarak sayılabilirler. Kozmesötikler arasında ise minoksidil içeren saç
losyonları, AHA (alfa-hidroksi-asid) içeren kremler ve losyonlar, retinoik asit içeren
krem,losyon ve jeller sayılabilir ve bu ürünler bir dermatolog önerisi ile kullanılmalıdır.
Kozmetiklerin deri sağlığında kullanımı 3 temel aşamadan oluşur.
1) Deri temizliği 2) Derinin nemlendirilmesi 3) Deri bakımı.
Deri temizlik ürünleri
Deri sağlığında kozmetik kullanımının büyük önem taşıdığı kabul
edilmektedir. Deri sağlığı ve bakımı düzenli bir temizlik ile başlar. Derinin özellikle
yüz derisinin günlük temizliğinde yaygın olarak kullanılan ürünler sabunlardır.
Bunun dışında lipid içermeyen temizleyiciler, temizleme kremleri, astrinjenler ve
tonikler, eksfolyantlar, abraziv scrublar ve temizleme maskeleri de kullanılmaktadır.
1.Sabun ve temizleyici barlar: Derinin normal pH’sı hafif asidiktir (pH 5-5.5). Oysa
genelde tüm sabunlar alkali pH taşırlar. Bu nedenle kullanılan standart sabunlar
deride pH değişikliğine ve sudaki kalsiyumdan yağ asit tuzlarının çökmesine neden
olarak deride irritasyon (tahriş), kuruluk ve çatlamaya yol açarlar. Ayrıca alkali pH’da
deride patolojik mikroorganizmaların kolonizasyonunda artış olmaktadır. Bu nedenlerle
klasik standart sabunlara alternatif olarak pH’sı deri pH’sına göre modifiye olan (
pH 5-6 ) sentetik deterjan barlar üretilmiştir. Naturel pH’da olan bu sabunlar deride
irritan (tahriş edici) etki oluşturmazlar.
2. Lipid (yağ) içermeyen temizleyiciler: Su ve sabun kullanmadan deri temizliği yapan
likid(sıvı) ürünlerdir. İsminden de anlaşılacağı üzere yağ içermezler.İçeriklerinde
su, gliserin, setil alkol ve bazen propilen glikol vardır. Kuru deriye tatbik edilir, köpürtülerek
kısa süre bekletilir ve havlu ile silinerek temizlenir. Kullanım sonrasında ardında
ince bir nemlendirici film tabaka bıraktığından özellikle hassas ve kuru cildi
olanlar için önerilmektedir.
3. Temizleme kremleri: Yüze temizleme ve nemlendirme amacıyla tatbik edilirler. Aşırı
kuru ciltler için önerilmektedirler. Su, mineral yağı, vazelin ve mum içeren
temizleme kremlerinin bilinen en klasik örneği cold cream’ dir.
4. Astrinjen ve tonikler: Astrinjen ve tonik, yağ giderici ve ferahlatıcı özellik gösteren
alkol içeren ürünler için kullanılan eşanlamlı terimlerdir. Genellikle bir bar
sabunla temizlik sonrasında kullanılması tavsiye edilir. Çeşitli kozmetik firmalarının
farklı isimlerle sunduğu ürünler arasında Tonique Fraicheur, Clarifying Lotion,
Scruffing Lotion, Controlling Lotion, Protection Tonic sayılabilir. Genellikle alkol içeren
astrinjenler yağlı ancak intak (deri lezyonu olmayan) cilde uygulanabilirler. Özellikle
akne oluşumuna yatkın yağlı cilt temizliğinde önerilmektedirler.
5. Eksfolyantlar: Stratum korneumda keratolitik (nedbe dokusunu eriten) özellik gösteren,
genellikle salisilik asit içeren astrinjenlerden oluşur. Ölü hücrelerden oluşan deri
yüzey tabakasını temizleyerek, cilde daha canlı bir görünüm verir. Bu etkisiyle
komedon (siyah nokta) oluşumunu azalttığı için daha çok akne oluşumuna yatkın yağlı
cildi olan kişilerde tercih edilmektedir.
6. Abraziv scrublar: Krem baz içerisinde stratum korneumun(derinin en üst tabakası) üst
tabakalarını gideren sünger veya granül içeren mekanik soyucu ürünlerdir. İrritan
(tahriş edici) kimyasal ajan içermezler. Ancak sık ve uzun süreli tatbik edildiğinde
epitelyal hasara yol açabilirler. Haftada bir kez yağlı ciltler için önerilmektedir.
Akne oluşumuna yatkın yağlı cildi olanlar daha sık aralıklarla kullanabilirler.
7. Temizlik maskeleri: Genellikle yüze uygulanan bu maskelerin amacı derinin özellikle
porların(gözeneklerin) daha derin temizliğini sağlamaktır. Yüz maskeleri üç farklı
formdadır. Pudra maske veya pasta maskeler kaolin, bentonit veya alüminyum magnezyum
silikat üzerine çinko oksit veya peroksit astrinjen olarak eklenerek hazırlanır. Ayrıca
içine benzoil peroksit ilave edilerek akne tedavisinde kullanılan maskeler de üretilmektedir.
Bu maskeler yüze parmaklar veya fırça yardımıyla sürülür, 20-30 dakika sonra su ve
sabun ile temizlenir. Film maskeler ise likid veya jel şeklindedir. Tatbik edildikten
20-30 dakika sonra bir film tabaka oluşturarak kurur. Kuruduktan sonra hafifçe ovularak
temizlenir. Vinil bazlı yüz maskeleri olarakta bilinen bu maskeler polivinil alkol ve
vinil asetat içerirler. Yağı absorbe etmezler, daha çok yağsız ve kuru ciltlere önerilmektedirler.
Temizlik maskeleri günümüzde derin cilt temizliğinde yaygın olarak kullanılan ürünlerdir.
Kullanımında ortaya çıkabilecek en önemli yan etkiler irritan ve allerjik kontak
dermatit gelişimidir. Bu nedenle yüz maskelerinin bir sağlık kuruluşunda dermatolog gözetiminde
uygulanması önerilmektedir.
Nemlendiriciler
Derinin en üst tabakasını oluşturan stratum korneumun yaklaşık %10-13, ünü su oluşturur.
Bu tabakadaki su içeriğinin azalması deride kuruluk, çatlama ve kaşıntıya yol açmaktadır.
Stratum korneumun su içeriğindeki azalma yani transepidermal(deri yoluyla) su kaybı
(TESK) süreklidir. En basit yolla yani deriden buharlaşma ile kaybedilen su alt
epidermal ve dermal tabakalardan desteklenir. Ancak sık banyo, aktinik hasar (güneş
ışığına bağlı hasar) veya deri yaşlanması sonucu TESK artmakta ve deride kuru, pürüzlü
ve kepekli bir görünüm ortaya çıkmaktadır. Deri kuruluğu birbiriyle örtüşen üç
nedene bağlıdır.
1) St. korneumun su içeriğinin azalması (TESK)
2) Epidermal yenilenmenin artması. Aktinik veya kimyasal bir hasar sonrasında oluşan
inflamatuvar proçese (iltihabi olayı) sekonder epidermal yenilenme süreci hızlanır.
Keratinositler yeterince diferansiye olamazlar(değişime uğramazlar) ve lipid üretimini
gerçekleştiremezler. Sonuçta koruyucu bariyer olumu engellenir.
3) Bariyer harabiyeti. Genellikle sık banyo veya fazla miktarda sabun, deterjan kullanımıyla
ortaya çıkar.
Nemlendiricilerin esas görevi stratum korneumun (derinin üst tabakası) rehidrasyonunu
(tekrar nemlenmesini) sağlamaktır. Derinin nemlendirilmesinde dört temel yöntem vardır.
1. TESK geciktiren örtücü yağlar: Transepidermal su kaybını geciktiren çok sayıda
kimyasal ajan mevcuttur. Bunlar arasında hidrokarbon yağlar ve mumlar ( vazelin, mineral
yağlar, parafin ve skualen), bitkisel ve hayvansal yağlar, yağ asitleri (lanolin asit,
stearik asit), yağ alkolleri (lanolin alkol, setil alkol), polihidrik alkoller (propilen
glikol), mum esterleri (lanolin, balmumu, stearil stearat), bitkisel mumlar, fosfolipidler
(lesitin), steroller (kolesterol) sayılabilir. Bu ürünlerin yağ içinde su ve tekrar
su içinde emülsifiye (çözelti) edilmiş ( w/o/w ) formları üstün hidrasyon yeteneğine
sahiptir.
2. Atmosferden nem çeken humektanlar: Bunların özelliği atmosferde nem oranı yüksek
olunca havadan, düşük olunca epidermisin derin tabakalarından veya dermisten su çekerek
st. korneumun hidrasyonunu sağlarlar. Doğal nemlendirici faktör ( Natural moisturizing
Factor= NMF) terimi ile st. korneumda higroskobik ve hidrosoluble (suda çözünebilen) ve
muhtemelen hücre membran lipidleriyle çevrili olan maddeler kastedilmektedir. Bu
maddeler st. korneumda su tutulumunda oldukça önemli rolleri olan maddelerdir. Bunların
yokluğunda st. korneum %25 su ve %65 oranında elastisite kaybına uğramaktadır. Bunlar
arasında sayılan pirolidon karboksilik asit en önemli komponenttir. Epidermisteki
glutamik asitten sentezlenir ve %3-5 konsantrasyonda hidrasyon etkisine sahiptir.Diğer
komponentleri üre ve laktik asittir. Bu tür etkiye sahip diğer humektanlar arasında
gliserin, propilen glikol, sorbitol, glikozaminoglikanlar ( hyaluronik asit, kondroitin sülfat)
, kollajen ve elastin yer almaktadır.
3. Bariyer görevi yapan hidrofilik maddeler: Bu tür nemlendiriciler st. korneumun nem
oranını arttırarak deriye daha gergin ve pürüzsüz bir görünüm sağlar ve deri yüzeyinde
ince bir film tabaka oluşturarak, yapay bir lipid manto oluşturur. Böylece deriyi hem dış
etkenlere karşı korur, hem de doğal bir parlaklık sağlar. Hyaluronik asit yüksek
molekül ağırlıklı yeni bir hidrofilik şekillendirici olarak bazı pahalı
nemlendiriciler içinde yer almaktadır.
4. Güneşten koruyucular ( Gün örtüleri ): Özellikle aktinik (güneş ışığına bağlı)
deri hasarını ve dolaylı olarak su kaybını önleyen ajanlardır. Günümüzde kullanılan
çoğu nemlendirici ve bakım ürünlerinin içinde ek olarak güneşten koruyucu özelliklere
sahip maddeler bulunmaktadır. UV ile birlikte görünür ışığı da yansıtarak koruma
işlevini yerine getiren fiziksel gün örtüleri daha çok titanyum dioksit ve çinko
oksit içerirler. Ancak kozmetik olarak kullanımları sınırlıdır. Kozmetik ürünleriçinde
daha çok UVA ve UVB yi absorbe eden kimyasal gün örtüleri kullanılmaktadır. Bunlar
arasında yer alan ve en yaygın olarak kullanılan maddeler benzofenon türevleri ve
sinnamatlardır. Deriye iyi tutunan ve suyla çıkmayan bir taşıyıcı ile dayanıklılığı
arttırılabilir. Etkinlikleri güneşten koruma faktörü ( Sun Protection Factor=SPF)
olarak bilinen bir ölçümle değerlendirilmekte ve sayı büyüdükçe koruma etkinliği
de artmaktadır.
Deri bakım ürünleri
Yüz bakım ürünleri: Yüz kremleri genellikle su içinde yağ şeklinde ( oil-in- water
o/w ) veya yağ içinde su ( water-in-oil w/o ) olarak iki temel formülasyonda hazırlanır.
W/o formülasyonda olan ürünler yüze tatbik edildiklerinde ılık ve yağlı bir etki bırakırlar.
Bunlar kuru ciltler için daha uygundur, ayrıca güzelleştirici ve onarıcı özellikteki
bakım ürünleri de bu şekilde hazırlanır. O/w formülasyondakiler ise deride
serinletici bir his yaratan ve yağlı görünüm vermeyen ürünlerdir. Genellikle günlük
nemlendiriciler ve bakım ürünleri bu şekilde hazırlanırlar. Gündüz kullanılan
nemlendiriciler daha ince bir yapıya sahiptirler ve mineral yağı, propilen glikol ve su
içerirler. Gece kremleri ise daha yoğundurlar ve mineral yağı, lanolin alkol, vazelin
ve su içermektedirler.
Bu kategoride yer alan deri bakım ürünlerinin farklılığı ürünlere eklenen değişik
koku, ekzotik yağlar, vitaminler, protein ve aminoasitlerle oluşmaktadır. Ayrıca
nemlendiriciler ve cilt bakım ürünleri deri tipine ( yağlı, normal, kuru ) uygun
olarak hazırlanmakta ve üretilmektedir.
Normal ve az yağlı ciltlerin bakımı: Bu amaçla kullanılan ürünler genellikle su,
mineral yağlar, propilen glikol ve çok az miktarda vazelin veya lanolin içerirler. Bu tür
nemlendiriciler içine güneşten koruyucu maddeler de eklenirse ( sinnamat enyaygın olanıdır
) bu ürünler hem kırışıklık önleyici (Anti- Wrinkle Daily Moisture Cream/Lotion),
hem koruyucu ( Multi-Protective Day Cream / Immunage UV Defense Cream ), veya spor kremler
(Sportwear Tinted Day Cream) ibareleriyle satışa sunulmaktadırlar.
Yağlı ciltlerin bakımı: Doğal olarak yağ içermeyen veya az miktarda hafif yağlar içeren
ürünler ile yapılmaktadır. İçeriklerinde ağırlıklı olarak su ve propilen glikol
vardır. Ayrıca bu ürünlerin nonkomedojenik (siyah noktaları önleyen) olmaları ve
ciltte parlaklık oluşturmamaları gerekmektedir. Bu amaçla yağlı ciltler için hazırlanan
bazı ürünlere pudra, nişasta ve kil gibi yağ emici maddeler eklenmektedir. Bu tür ürünler
piyasada genellikle ( Oil Control Moisture Cream/ Lotion ) olarak bulunurlar.
Kuru ciltlerin bakımı: Mutlaka en uygun olan nemlendirici ve bakım ürünleri ile yapılmalıdır.
Derideki dehidratasyona bağlı gelişen kırışıklıklar, kepeklenme ve bazen kaşıntı
bu kişileri sık sık yüzlerine bir krem sürmeye zorlar. Ancak nemlendirici ürünlerin
çoğunun içinde bulunan propilen glikol primer irritasyona (birincil tahriş etkisine)
bağlı olarak derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda yanma ve batma hissine yol
açar. Genellikle bu durum allerjik bir reaksiyon olarak değerlendirilir ve kişiyi değişik
arayışlar içine sokar. Oysa hafif bir irritan kontakt dermatit(tarişe bağlı cilt
reaksiyonu) tablosu olan bu durum propilen glikol içermeyen bir ürünün kullanımıyla
ortadan kalkacaktır. Deride bu tür yangıya yol açabilecek diğer katkı maddeleri
benzoik asit, sinnamik aist bileşikleri, laktik asit, üre, formaldehit ve sorbik
asittir.
Olgun ciltlerin bakımı: Genellikle uygun nemlendiricilerin yanısıra deride düzenleyici,
yenileyici ve güzelleştirici etki sağlayan bazı maddelerin ilave edildiği bakım ürünleri
ile yapılmalıdır. Olgun ciltlerde kullanılan nemlendiriciler su, mineral yağ,
propilen glikol ve daha fazla miktarda vazelin veya lanolin içerirler. Bakım amacıyla
kullanılan ürünler içinde ise pekçok katkı maddesi bulunmaktadır.
Bu katkı maddelerinden en popüler olanları kollajen / kollajen amino asitleri, keratin
/ keratin amino asitleridir. Ayrıca hidrolize proteinler, elastinler ve
mukopolisakkaritler yaygın olarak kullanılırlar (Age Zone Night Energizer, Anti-Age
Daytime Skin Treatment, Colagen Complex Lotion). Bazı ürünlerde doğal vücut yağı
olan skualen vardır (Triple Creme Skin Rehydrator). Bazı ürünlere ise dermal kollajeni
düzenleyici ve güçlendirici etkisi olan hyaluronik asit eklenmektedir (Night Repair
Cellular Recovery Complex).
Vitaminler özellikle yüz bakım kremlerinde yaygın olarak kullanılan bir diğer katkı
maddesidir. Sıklıkla pantotenik asit veya B vitamini kompleksleri değişik kimyasal
formlarda ( pantenol, pantetin, pangamik asit ) kullanılırlar. B vitamininin deriye
penetrasyonu tartışmalı olmakla birlikte yüksek B vitamini içeren arı poleni ve jeli
özel bazı ürünlere katılmaktadır. A, C ve D vitamini de bazı kremlerin içeriğinde
yer almaktadır, ancak topikal vitaminlerin yararı kanıtlanamamıştır. E vitamini ise
perkütanöz absorbsiyonu (deriden emilim) arttırıcı ve antioksidan etkili bir katkı
maddesi olarak günümüzde pekçok kozmetik üründe yer almaktadır. Son yıllarda tıbbi
yararları kanıtlanmamakla birlikte özel ve pahalı bazı bakım ürünlerinde deniz
bitki ekstreleri de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bu grupta yer alan ürünlerin bir kısmında etken maddeler lipozomlarla taşınmaktadır.
Bilindiği üzere lipozomlar çeşitli fosfolipidlerden oluşan, çift membranlı veziküler
yapılardır. Doğal, sentetik veya yarı sentetik formdadırlar. Kozmetik ürünlerde
genellikle sentetik formda kullanılırlar. Membranlarının st. korneumun ara madde
lipidlerine çok benzemesi ve küçük moleküler yapıları nedeniyle deriye kolayca geçerler.
Kozmetolojide esas kullanılma nedeni bakım ürünlerindeki lipozomlarla zenginleştirilen
etken maddelerin daha derin katlara kısa sürede ve eşit dağılımlı olarak taşınabilmesidir.
Yaşlı ciltlerin bakımı: Deride ilerleyen yaşla birlikte belirgin bazı değişiklikler
ortaya çıkar. Epidermal ve dermal incelme, epidermal yenilenme sürecinin uzaması,
epidermal ve dermal hücrelerin sayı ve aktivitelerinde azalmanın yanısıra temel yapıyı
oluşturan glikozaminoglikan ve proteoglikanlar gibi mukopolisakkaritler de azalır.
Kollajen liflerin miktarı azalır ve yapısı bozulur. Elastik liflerde kalınlaşma ve
parçalanmalar oluşur. Sonuçta deri pörsür, sarkar ve kırışır. İntrensek veya gerçek
yaşlanma olarak bilinen bu durum genler ile planlanmış doğal bir süreçtir ve
engellenemez. Ancak çeşitli çevresel etkenlerin bu doğal süreci arttırdığı, hızlandırdığı
veya erken başlattığı bilinmektedir.Deri yaşlanmasını hızlandıran çevresel
etkenlerin başında solar radyasyon (UV) gelir.. Fotoyaşlanma olarak bilinen bu tablo,
beklenenden daha erken dönemde derin ve üst dermiste elastik liflerin harabiyeti ile
ortaya çıkmaktadır. Deride kalınlaşma, kabalaşma ve daha derin kırışıklıklar
oluşur. Bu bulguların yanında deride kuruluk, aktinik keratoz, düzensiz pigmentasyon,
lentigolar, telenjiektaziler ve sebase hiperplazi görülür. Fotoyaşlanma yaşa bağlı
gelişen kozmetik problemlerin en önemli nedenidir ve engellenebilir.
Fotoyaşlanmayı engellemenin en kolay ve emin yolu, erken yaşlardan itibaren günörtüsü
içeren uygun nemlendiricileri düzenli olarak kullanmaktır. Titanyum dioksit, talk,
kaolin ve benzeri maddeleri içeren fiziksel gün örtüleri UV ile birlikte görünür
ışığı da dağıtıp yansıtarak koruma işlevini yerine getirirler, ancak kullanımları
sınırlıdır. Benzofenon türevleri, sinnamat içeren kimyasal günörtüleri ise
kozmetik kullanıma daha uygundurlar. Deriye iyi tutunan ve suyla çıkmayan taşıyıcılar
ile dayanıklıkları arttırılabilir. Yaz aylarında koruma faktörü yüksek ( SPF
15-30 ) gün örtüleri kullanılmalıdır.
Gelişen fotoyaşlanmanın istenmeyen belirtilerini yok etmek veya geriletmek günümüzde
bazı yöntemlerle mümkün olmaktadır. Tretinoin içeren krem, jel ve solüsyonların
topikal kullanımı bu yöntemlerin en etkili ve güvenilir olanıdır. Keratinositlerde
çoğalmaya yol açarak epidermal incelmeyi azaltmakta ve bu nedenle oluşan kırışıklıklarda
belirgin düzelme sağlamaktadır. Kırışıklıklardaki bu objektif düzelme tedavinin
2-4. ayında başlar ve 8-9. ayda en üst düzeye ulaşır.
Alfa-Hidroksi- Asit (AHA) keratinizasyon düzenleyici bir ajandır. St. granülozumun üst
kısmındaki deri üst tabaka hücrelerindeki kohezyonu azaltır. Epidermal kalınlaşma,
özellikle papiller dermiste mukopolisakkaritlerde artış, elastik fibrillerde düzen ve
kollajen dansitesinde artış sağlar. Düşük konsantrasyonlarda ( %3-11) kozmetik deri
bakım ürünlerinde kullanılır. Yüksek konsantrasyonlarda ( %20-90) deriyi kimyasal
soyma (peeling) işleminde kullanılmaktadır. Kimyasal peeling yüzeyel kırışıklıkların
yanısıra yüzeyel akne skarları, seboreik keratozlar ve pigmente lekelerin
giderilmesinde de önerilen en popüler kozmetik uygulamalardan biridir. İnflamasyon
(iltihap) ve irritasyona (tahrişe) yol açmaması en önemli üstünlüğüdür, ancak
bir yan etki olarak özellikle yaz aylarında uygulandığında hiperpigmentasyon (deri
renginde koyulaşma) gelişebilir.
Kozmetiklerin yol açtığı istenmeyen durumlar
Kozmetiklerin kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek istenmeyen durumların başında
ürünlerle oluşan temas dermatiti gelmektedir. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan temas
dermatitinin görülme sıklığı % 5-10 arasında değişir. Hem görülme sıklığı açısından
hem de oluştuğunda çok dramatik tablolar yaratabildiğinden temas dermatiti,
kozmetiklerin neden olduğu en önemli reaksiyon olarak değerlendirilmektedir. Deride
irritasyonun veya geç tip duyarlılığa bağlı immünolojik olayların başlattığı
bir inflamasyon sonucu ortaya çıkar. Klinik olarak oluştuğu deri bölgesinde eritem(kızarıklık),
ödem(şişlik), ve vezikülasyon (su kabarcıkları) gelişir. Lezyonlar kaşıntılıdır,
daha sonra sulantı ve krutlanma olur. Şiddetli olgularda ise eritemli zeminde gelişen büller
ve erode (su dolu kesecikler) alanlar görülebilir.
Deride temas dermatitine yol açan kozmetikler deri bakım ürünleri (% 25), saç
preparatları (%24), yüz makyaj ürünleri (%11), tırnak preparatları (%8), parfümler
(%7), kişisel temizlik ürünleri (%4), göz makyaj ürünleri (%4) ve günörtüleri
(%3) dir. Kozmetiklerin yol açtığı farklı mekanizmalarla gelişen temas dermatitinde
neden saptanamadığında yama (patch) testleri kullanılmaktadır. Tedavide sorumlu ajanın
saptanarak uzaklaştırılması gerekir. Daha sonra tablo kortikosteroid içeren kremlerin
kullanımı ile düzeltilir. Nadir olgularda reaksiyon şiddetli ise sistemik
kortikosteroid kullanımı gerekebilir.
Kozmetik ürünlerin bir kısmında mineral yağlar, vazelin, lanolin gibi komedojenik
potansiyel taşıyan maddeler vardır. Bu ürünler ya komedon oluşumuna neden olarak
zaten var olan akne lezyonlarının artmasına veya folikülit(kı kökü iltihabı) gelişimine
neden olurlar. Kozmetiklere bağlı olarak gelişen akne olgularında herhangi bir tedavi
önerilmez. Sorumlu kozmetik kullanımının sonlanması ile tablo kendiliğinden düzelir.
Bazı kozmetiklerin kullanımı ile deride genellikle kalıcı olan pigmentasyon oluşumları
görülebilir. Daha çok bazı ucuz parfümlerin kullanımı sırasında UV etkisiyle
ortaya çıkar. Deride UV etkisiyle birkaç saat içerisinde eritem, vezikül ve büllerle
karakterize bir tablo gelişir ve kalıcı pigmentasyon ile sonlanır. Ayrıca özellikle
yaz aylarında uygulanan peeling sonrasında da pigmentasyon gelişebilmektedir.
Derinin sağlıklı, temiz, pürüzsüz ve güzel görünmesi için kullanılan
kozmetikler günlük yaşamın vazgeçilmez tüketim ürünleridir. Kozmetiklerden
beklenen maksimum yararlanım ancak bilinçli ürün seçimi ve düzenli kullanım ile mümkündür.
Toplumun her kesiminde yaygın olarak kullanılan bu ürünler ne yazıkki bilinçsizce tüketilmekte
ve deri bakımı ve cilt temizliğine yönelik uygulamalar, ülkemizde uzman olmayan kişilerce
ve uygun olmayan koşullarda yapılmaktadır. Böylece yanlış kozmetik kullanımı veya
yanlış uygulamalar ortaya çıkabilmektedir.Bu tür sorunların ortadan kaldırılması
ve uygulamaların bilimsel boyutta sürdürülmesi amacıyla Tıp Fakültelerinin
Dermatoloji Kliniklerinde Kozmetoloji Üniteleri oluşturulmaya başlanmıştır.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Kozmetoloji Ünitesi.
Kozmetoloji deri bakımı, iyileştirilmesi ve deri sağlığının korunmasına yönelik
uygulamaları nedeniyle bir anlamda dermatolojinin koruyucu hekimliği sayılabilir. Bilinçli
bir şekilde bakımı yapılan ve korunan deride, başta zararlı çevresel koşullardan
(U.V, çevre kirliliği ve kimyasal ürünler) kaynaklanan deri kanserleri başta olmak üzere
çeşitli deri hastalıklarının oluşumu azalmaktadır. Ayrıca derinin daha iyi görünmesini
sağlamak ve deride istenmeyen leke, iz ve kırışıklık gibi oluşumların giderilmesi
ve bu amaçla çeşitli yöntemlerin uygulanması kozmetik dermatolojinin uğraşıları
arasındadır.
HÜTF Dermatoloji Anabilim Dalına Bağlı Kozmetoloji Ünitesi 1997 yılında Prof. Dr.
Nilgün Atakan başkanlığında kurulmuştur ve ünitede uygulanan tüm işlemler
Anabilim Dalında görevli öğretim üyeleri, araştırma görevlileri veya onların gözetimleri
altında eğitilmiş elemanlar tarafından yapılmaktadır. Uygulanacak işlem ne olursa
olsun üniteye başvuran kişiye başlangıçta tam bir dermatolojik muayene yapılmakta
ve kozmetik işlem öncesinde dermatolojik açıdan herhangi bir tetkik ya da tıbbi
tedaviye ihtiyacı olup olmadığı belirlenmektedir. Gerekli durumlarda hasta dermatoloji
Anabilim Dalında tetkik ve tedavisi planlandıktan sonra kozmetoloji ünitesine kabul
edilmektedir. Örneğin epilasyon için üniteye başvuran kişi, öncelikle kıllanma artışına
sebep olabilecek patolojiler açısından değerlendirilir, gerekli hormonal tetkikleri
yapıldıktan sonra işlem uygulanır. Ayrıca her türlü işlem öncesinde başvuranların
tümü sistemik hastalık, ilaç kullanımı ya da herhangi bir maddeye alerji öyküsü açısından
sorgulanarak uygulanacak işlem için bir sakınca olup olmadığı ya da oluşabilecek
yan etkiler öğrenilir. Hastalara gerektiğinde uygulanacak maddelerle alerji testleri
yapılmakta ve yan etkiler minimuma indirilmektedir. Kozmetoloji ünitesinde cilt bakımı,
myolifting, epilasyon, peeling, dolgu maddesi implantasyonu, Botox injeksiyonları,
skleroterapi uygulamaları yapılmakta ayrıca deri bakımı ve uygun ürün kullanımı
konusunda bilgi verilmektedir.

|
|
|