|
|
ÇOCUK SAĞLIĞI - BEBEK BAKIMI - ÇOCUK HASTALIKLARI
Çocukluk Çağında Hipertansiyon
Dr. Fatih Özaltın, Prof. Dr. Ayşin Bakkaloğlu
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Nefroloji Ünitesi, Ankara
Çocuklukta yüksek kan basıncının saptanması, ileri yaşlarda artmış birincil
hipertansiyon riski olan, erken takip ve tedaviden faydalanabilecek bu çocukları tanımlamada
değerlidir. Hipertansiyona bağlı organ hasarları çocuklukta başlayabilir.
Çocuklarda normal kan basıncı aralığı bilinmemektedir. Çocuklarda kan basıncı
standartları yaşa paralel olarak artmaktadır. Her yıl yaşla birlikte sistolik (büyük)
kan basıncında 1.5mmHg, diastolik (küçük) kan basıncında 0.7mmHg artış olmaktadır.
Yapılan çalışmalarda kan basıncının gece, gündüze oranla %20 daha düşük olduğu
ve günlük sistolik ve diastolik kan basıncı değişikliklerinin minimal olduğu gösterilmiştir.
Büyüyen çocukta kan basıncı boy ile ilişkilidir.
Hipertansiyon başlıca kalp, santral sinir sistemi, böbrek ve göz komplikasyonları
(olumsuz sonuçları) açısından önemli bir risk faktörüdür.
Çocuklarda hipertansiyonun büyük bir kısmı altta yatan bir nedene (böbrek, kalp
hastalıkları, hormonal nedenler ve diğerleri) ikincildir. Hipertansif çocuk ve adölesanların
%28’i ikincil hipertansif hastalardır (altta yatan böbrek hastalığı gibi). Oysa
hipertansif yetişkinlerde bu oran %7’dir.
Toplumda hipertansiyon için sfigmomanometreler en uygun tarama araçlarıdır. Kan basıncı
ölçümündeki hatalar; aletten, ölçümü yapan kişiden ya da hastadan
kaynaklanabilir. Aletten kaynaklanan hatalara örnek olarak manometrenin bozuk olması ,
basınç kaçakları, dinleme aletine ait bozukluklar ve hastanın koluna uygun olmayan
dar ya da geniş manşonlar verilebilir. Kan basıncını ölçen kişi, duyu bozukluğu,
dikkatsizlik ve bilinçaltı eğilim (örneğin sıfırla biten rakamlar için “ başka
bir rakam tercihi” veya normal basınçların yüksekmiş gibi kaydedilmesi gibi)
nedenleriyle hatalara neden olabilir. Hasta postür ve biyolojik faktörler nedeniyle
hatalı ölçümlerin nedeni olabilir. Postür (örneğin yatma, ayakta durma, oturma)
kalbe göre kolun pozisyonu 10mmHg kadar yüksek değişliklere neden olabilir. Anksiyete,
yemekler, sigara, alkol, ısı değişiklikleri, egzersiz ve ağrı gibi biyolojik faktörler
de ölçümleri etkileyebilir. Kan basıncı ölçümündeki bu sınırlamalar nedeniyle,
hipertansiyon tanısının ancak bir ya da birkaç hafta boyunca üç farklı ölçümde
okunan yüksek kan basıncının varlığı ile konulması gerektiği önerilmektedir.
Sfigmomanometri 3 yaş altındaki çocuklara uygulandığında ilave faktörler doğruluğu
etkiler. Birincisi, kol çevresinde fazla değişiklikler vardır bu nedenle manşon seçilirken
bu nokta dikkate alınmalıdır (seçilen manşon ön kolun 1/3'ünden küçük, 2/3'ünden
büyük olmamalıdır). İkincisi, muayene sıklıkla hastanın anksiyete ve huzursuzluğu
nedeniyle zordur. Üçüncüsü, seslerin kaybolmasını çocuklarda duymak sıklıkla
zordur ve sıklıkla seslerin şiddetinin azaldığı değer bunun yerine kaydedilir. Son
olarak çocuklukta hipertansiyonun tanımı kesin değildir, çünkü çocukluk çağındaki
normal değerlerde karışıklıklar vardır.
Kendi kendine ölçülen (ev) kan basıncı ve ayaktan kan basıncı izlemi özel durumlar
için (araştırma gibi) yararlı bilgiler sağlayabilir fakat bunlar taramada rutin
kullanıma uygun değildir.
Normal kontrollerde kan basıncı ölçümü sağlıklı çocuk ve adölesanlar için yılda
en az bir kez yapılmalıdır. Risk faktörleri varlığında (yenidoğan döneminde göbek
arter kateterizasyonu, diabet, şişmanlık, çocuk veya ailede hiperlipidemi (kanda yağların
fazla olması)varlığı, ebeveynlerde hipertansiyon olması, birinci veya ikinci derece
yakınlarında erken kalp krizi veya felç hikayesi, periodik yüksek kan basıncı) daha
sık kan basıncı ölçümleri yapılmalıdır. Bu öneri ikincil hipertansiyonun tedavi
edilebilir nedenlerinin erken saptanmasının getireceği yararlar nedeniyledir.
Sfigmomanometri çocuklar için önerilen teknikle uygulanmalıdır. Tüm çocuk ve yetişkinlerde
hipertansiyondan birincil korunma için sağlıklı bir diyet, tuzdan fakir beslenme,
fiziksel aktivitenin arttırılması, şişmanlığın önlenmesi ve tedavisi önerilmektedir.

|
|
|