|
|
ÇOCUK SAĞLIĞI - BEBEK BAKIMI - ÇOCUK HASTALIKLARI
Çocukluk Çağında Anemi (Kansızlık)
Hazırlayan: Dr. Mualla Çetin
H.Ü.T.F. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Hematoloji Ünitesi
Kansızlık hastada hemoglobin değerinin yaşa ve cinse göre olması gereken değerden düşük
olması demektir. Tüm dünyada ve ülkemizde kansızlık nedenleri arasında en sık
demir eksikliği anemisi görülmektedir.
1- Demir Eksikliğine Bağlı Anemi
2- Vitamin B12 Eksikliğine Bağlı Anemi
3-Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi
4-Akdeniz Anemisi (Talassemi)
1- DEMİR EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Demir eksikliği anemisi en fazla süt çocukluğu döneminde, 2. Ve 3. Sıklıkta ise
okul çağı ve ergenlik öncesi çağda rastlanmaktadır. Çocuklarda demir eksikliğine
yol açan nedenler besinlerle yetersiz demir alımı, hızlı büyüme nedeni ile demir
ihtiyacının artması ve kan kaybıdır.
Besinlerle Yetersiz Demir Alınımı
Çocukların anne sütü yerine demir desteği olmayan mamalarla beslenmesi (pirinç unu
ile mama) ve inek sütüne 1 yaşından önce başlanması ve çocuğun günde yarım
litreden daha fazla süt içmesi demir eksikliği anemisi gelişmesinde en önemli
nedenlerdir. Anne sütü ve inek sütünde demir miktarının az olmasına rağmen anne sütündeki
demir inek sütündeki demire göre daha iyi emilmektedir. Erken doğan ve doğum ağırlığı
düşük olan bebeklere 2. Aydan itibaren, zamanında doğan bebeklere ise 4. Aydan
itibaren demir eksikliği anemisinden korumak için düşük miktarlarda (1-2 mg/kg) demir
ilacı başlanması önerilmektedir. Demir eksikliği anemisinin önlenmesi için anne sütünün
en az 6 ay süre ile verilmesi, 1 yaşına kadar demirden zengin mamalar ve ek gıdalar
ile beslenme önerilir.
Daha büyük çocuklarda özellikle hazır gıdalarla beslenme alışkanlığı, rejim
yapmak amacı ile eksik gıda alımı, çocuğun vejeteryan olması, ya da sosyo-ekonomik
durum bozukluğu nedeni ile hayvansal gıdaların alınamaması demir eksikliği anemisine
yol açacaktır.
Ülkemizde özellikle kırsal bölgelerimizde bile beslenme alışkanlıklarının değiştiği,
evlerde tarhana çorbası, bulgur pilavının yerini her 3 öğünde patates kızartmasının
aldığı dikkatimizi çekmektedir. Patatesde demir miktarı çok yetersizdir. Bu da demir
eksikliği anemisinin ülkemizde son yıllarda daha da artmasına neden olmaktadır.
Artmış demir ihtiyacı
Özellikle düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde, zamanından erken doğan
bebeklerde, adölesan devresinde ve gebelik ve emzirme dönemlerinde olmaktadır.
Gebelikte hafif demir eksikliği olması anne karnındaki bebeği etkilememekte, ancak
orta veya ağır demir eksikliği olan annelerin bebeklerinde demir eksikliği anemisi
gelişebilmektedir.
Kan Kaybı
Erişkin hastalarda kan kaybına çocukluk yaş grubuna göre daha fazla rastlanmaktadır.
Özellikle mide ülseri veya barsak kanserleri nedeni ile barsaklardan kanamalar olmaktadır.
Bu duruma çocuklarda nadir olarak rastlanmaktadır.
Çocuklarda inek sütü verilmesi veya inek sütü ile yapılan mamalar nedeni ile sıklıkla
demir eksikliği gelişmektedir. İnek sütünde demir içeriği az olmasının yanında
barsaklardan kanamaya da yol açması demir eksikliğine neden olmaktadır. İlk 1 yıl içinde
çocuklara inek sütü verilmemesi önerilmektedir. Özellikle çocuk günde yarım
litreden fazla süt içiyorsa ve fazla miktarda süt içtiği için normal gıdaları almıyorsa
o çocukta demir eksikliği anemisi görülmektedir.
Ayrıca uzun süreli aspirin ve diğer romatizma ilaçlarının kullanımı da
barsaklardan kan kaybına neden olabilmektedir. Çocuklarda doğuştan olan mide barsak
anomalileri de kan kaybına neden olmaktadır.
Barsak kurtlarından kıl kurdu ve solucanlar demir eksikliğine yol açmazlar, ancak
kancalı kurtlar barsaklardan kanamaya neden olarak demir eksikliğine neden olmaktadır.
Doğuştan kanamaya eğilimi olan hastalarda (hemofili hastalığı gibi), sık sık
kanamalar nedeni ile demir eksikliği görülmektedir. Kızlarda adet kanamalarının uzun
sürmesi ve çok miktarda olması demir eksikliği anemisi gelişmesine yol açar.
Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlıkta Görülen Belirtiler
Kansızlık hafif derecede ise çocukta hiçbir belirti olmayabilir, ancak yapılan
laboratuvar incelemeleri sonucunda teşhis edilebilir. Eğer kansızlığı fazla ise
renginde solukluk, çarpıntı, baş ağrısı, huzursuzluk, halsizlik, çabuk yorulma ve
iştahsızlık gibi belirtiler görülebilir.
Toprak yeme, buz, kağıt gibi normalde yenmemesi gereken şeylerin yenilmesi demir
eksikliği anemisinde sıklıkla görülmektedir ve PİKA olarak adlandırılmaktadır.
Uzun süreli demir eksikliklerinde tırnakların kaşığa benzer şekilde içe çökmesi,
ağız köşelerinde çatlamalar, dilin üzerinin düzleşmesi, ağrılı olması ve
yutkunma zorluğu daha çok erişkin hastalarda dikkati çekmektedir. Demir eksikliği
olan çocuklarda oturma, emekleme ve yürüme gibi motor gelişmede gecikme, davranış
bozuklukları, öğrenmede güçlük ve bağışıklık sisteminde azalma sonucunda
enfeksiyonlara yatkınlık gözlenmektedir. Yine özellikle süt çocukluğu döneminde
demir eksikliği varsa ağlarken katılma nöbetleri görülebilir. Eğer kansızlık aile
tarafından farkedilmeden uzun süre bu şekilde devam ederse kalp yetmezliği gelişebilir.
Çocuk bu durumda zor nefes alma, ileri derecede halsizlik gibi belirtilerle doktora
gelebilir.
Demir Eksikliğine Bağlık Kansızlığa Tanı Koyma ve Karıştığı Hastalıklar
Demir eksikliği teşhisi doktor tarafından hastanın hikayesi, muayenesi ve belirli
laboratuvar testlerinin yapılması sonucunda konulur.
Demir eksikliği en sık akdeniz anemisi taşıycılığı ile karışabilir. Akdeniz
anemisi hastalığı ise hem anneden hem babadan bozuk genin geçmesi sonucu iki tane
bozuk gen taşıyan çocuklarda oluşan bir hastalıktır, 3-4 haftada bir devamlı kan
verilmesi ile tedavi edilmektedir. Eğer çocuk anneden veya babadan bir tane bozuk gen
almışsa o zaman Akdeniz anemisi taşıyıcılığı söz konusudur. Taşıyıcılar hiçbir
belirti göstermezler, ancak yapılan kan incelemeleri sonucunda hemoglobin düzeyinin
olması gerekenden 1-2 gram altında olması ve diğer bazı testlere bakılması ile tanı
konulur. Eğer bu tanı gözden kaçacak olursa, çocuk veya erişkine yanlışlıkla
demir eksikliği tanısı konulup devamlı demir ilacı kullanması önerilecektir. Gereğinden
fazla kullanılan demirin yan etkileri olacaktır.
Bunun dışında uzun süreli enfeksiyonlar ve hastalıkların seyir sırasında görülen
anemiler (böbrek hastalıkları, romatizmal hastalıklar, inflamatuvar barsak hastalıkları,
kanser gibi) demir eksikliği anemisi ile karışmaktadır.
Tedavi
Demir eksikliği anemisinin tedavisinde ağız yolu ile verilen demir ilacı kullanılmaktadır.
Bebeklerde damla veya şurubu, daha büyük çocuklarda tablet veya drajeleri kullanılır.
İlacın aç karnına ve öğünler arasında alınması önerilir. Birlikte C vitamini içeren
limonata veya portakal suyu ile birlikte verilmesi verilen demirin barsaklardan emilimini
artıracaktır. Süt ile birlikte verildiği durumlarda ise demir emilimi azalır. Bir yaşından
küçük bebeklerde günde 1 kez kahvaltıdan 30 dakika önce verilmesi ile yan etkiler çok
azaltılabilir. Daha büyüklerde 2-3 dozda verilmesi önerilmektedir. Genellikle rahatlıkla
tolere edilebilir. Bazı vakalarda yan etkiler görülebilir.
Demir ilacının alımından yaklaşık 1 saat sonra bulantı kusma, mide ağrısı, karın
ağrısı olabilir. Bu durum ilacın yemekten hemen sonra alınması ile geçer veya azalır.
Eğer semptomlar devam ederse doz miktarı azaltılır veya tablet, draje veya sıvı formüllerden
bir diğerine geçilir. Bazı hastalarda ishal veya kabızlık yapmaktadır.
Demir ilacı alındığı sürece özellikle damla veya şurup kullanıldığında dişler
geçici olarak siyaha boyanabilir. İlacı verirken dilin arkasına doğru verilmesi dişlerin
boyanmasını azaltacaktır. Yine ilacın alındığı dönemde çocukların kakasının
koyu renk çıkacağı bilinmelidir.
Eğer hastada doz azaltıldığı halde kusmaları veya karın ağrıları oluyorsa,
hastanın altta yatan bir barsak hastalığı varsa, verilen ilaç emilemiyorsa, hastanın
kronik olan kanaması ağızdan verilen demir ilacıyla karşılanamıyorsa o zaman demir
ilacının enjeksiyon şekli kalçadan yapılabilir. Bu mutlaka doktor tarafından önerilmelidir.
Kalçadan yapılan demir ilacına karşı ani allerjik reaksiyonlar gelişebilir, iğnenin
yapıldığı yerde ağrı, renk değişikliği olabilir. İlacın kalçada derin bir şekilde
ve özel bir teknikle (Z palsit) yapılması önerilir. Ayrıca son yıllarda damardan
kullanılan demir preparatları da seçilen vakalarda kullanılmaktadır.
Hastanın hemoglobin seviyesi yaşına göre normal düzeye gelince demir ilacı depolarının
dolması amacı ile yaklaşık 4-8 hafta daha yarı dozda devam edilir. Eğer çocuğun
beslenmesi düzeltilir, demirden zengin gıdalarla beslenmesi sağlanırsa demir eksikliğinin
tekrar etmesi önlenecektir.
Çocuklarda demir eksikliği anemisi dışında daha nadir olmak üzere folik asit eksikliği
ve vitamin B12 eksikliğine bağlı anemiler de gelişebilmektedir.
2- VİTAMİN B12 EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Vitamin B12 en fazla hayvansal gıdalarda bulunur ve başlıca vitamin B12 eksikliği
nedenleri alımındaki eksiklik, emiliminde bozukluk ve doğuştan metabolik hastalıklardır.
Yetersiz vitamin B12 alımı en sık vejeteryanlarda görülmektedir. Vejeteryan
olmayanlarda da yanlış beslenme veya sosyo-ekonomik nedenlerle eksik beslenme sonucunda
da bu eksiklik ortaya çıkmaktadır. Çeşitli nedenlerle annesinde vitamin B12 eksikliği
gelişen bebeklerde anne sütünde bu vitaminin eksikliği olacaktır. Bu annelerin
bebekleri ek gıdalar almıyor ve sadece anne sütü alıyorlarsa vitamin B12 eksikliğine
bağlı kansızlık yanında çeşitli nörolojik bozukluklar da geliştirmektedir. Başını
ilk zamanlar tutmaya başlayan çocuk sonraları tutamaz veya otururken oturamaz hale
gelir. El ve kollarında titremeler de gelişebilir. Erken tanı konulup tedavi edilmesi
ile tamamen normale dönerler.
Ergenlik döneminde de rejim nedeni ile sıkı diyet uygulandığında bu vitaminin
eksikliği görülebilir. Bu vitamin eksikliği çocuğun dengesinde bozukluk, el ve
ayaklarda uyuşma, yürümede ve elleri kullanmada zorluk, karıncalaşma ve hafızasında
bozukluklara neden olabilir.
Belirtiler
Hastalar solukluk, halsizlik, sinirlilik, kuru ve ağrılı bir dil, yürümede bozukluk
ve ishal ile doktora başvurmaktadır.
Tedavi
Tedavide vitamin B12 enjeksiyon veya ağız yolu ile verilir.
3-FOLİK ASİT EKSİKLİĞİNE BAĞLI ANEMİ
Folik asit yiyeceklerde yaygın olarak bulunmasına rağmen pişirme işlemi sırasında
çabucak parçalanmaktadır. Yüksek oranda folik asit içeren yiyecekler karaciğer, böbrek,
portakal suyu ve ıspanaktır. Ayrıca keçi sütündeki folik asit miktarı çok düşüktür.
Yine vitamin B12 eksikliğinde olduğu gibi yetersiz alınır veya emilimi bozuk ya da
ihtiyaç artmışsa folik asit eksikliğine bağlı anemi ortaya çıkabilmektedir.
4-AKDENİZ ANEMİSİ (TALASSEMİ)
Talasemi Major (Akdeniz Anemisi Hastalığı) erken çocukluk çağında başlar ve çok
ciddi bir kalıtsal kan hastalığıdır. Talasemi majorlü çocuklarda gelişen kansızlık
sonucu sık sık kan verilmesine ihtiyaç gösterirler.
Talasemi Taşıyıcılığı (Akdeniz Anemisi Taşıyıcılığı) olan kişide
hemoglobini olması gerekenden 1-2 gram düşük olsada genellikle sağlıklıdır. Türkiye
de her 100 kişiden 2 kişi Akdeniz anemisi taşıyıcısıdır. Bu oran Antalya, Muğla,
Konya, İskenderun gibi illerimizde %8-10 lara kadar çıkmaktadır. Talasemi taşıyıcısı
olan kişiler bazen demir eksikliğine bağlı anemisi olduğu zannedilerek gereksiz yere
demir ilacı kullanırlar. Kan testleri ile kişinin taşıyıcı olup olmadığı kolayca
anlaşılmaktadır. Eğer anne veya babadan biri taşıyıcı olursa çocuklardan hiçbiri
Akdeniz anemisi hastalığı olmayacaktır. Ancak her çocuk da talasemi taşıyıcılığı
olma olasılığı %50 dir. Eğer talasemi taşıyıcısı olan 2 kişi evlenecek olursa
her çocukta Akdeniz anemisi hastalığı ortaya çıkma olasılığı %25 dir.
Talasemi majörlü çocuklar (Akdeniz anemisi hastalığı olan) doğumda normaldir, ancak
3 ile 18 ay arasında (genellikle 5-6 ay) kansızlıkları başlamaktadır. Gittikçe
renkleri solar, rahat uyumazlar, yemek yemek istemezler ve kusarlar, gelişimleri bozulur.
Karaciğerde ve dalakta büyüme nedeni ile karın şişliği ile doktora gelirler. Başlıca
tedavi hastaya 2-4 hafta aralıklarda düzenli kan vermektir. Bir yandan vücutta yıkılan
kan hücreleri bir yandan dışarıdan sık kan vermektir. Bir yandan vücutta yıkılan
kan hücreleri bir yandan dışarıdan sık kan vermekle vücutta demir birikimi olacak ve
başta kalp ve karaciğer olmak üzere bir çok organa zarar verecektir. Günümüzde bu
fazla demiri ortadan kaldırmak için küçük pompalarla desferal isimli ilaç deri altına
gidecek şekilde iğnelerle takılır. 8-10 saat sürede ilacın gitmesi sağlanır ve
haftanın en az 5 günü üst üste uygulanır. Kullanım zorluğu nedeni ile uyum zorluğu
olmakta ve hastalar düzenli kullanmamaktadır. Ayrıca ömür boyu kan transfüzyonları
ve demir bağlayıcı ajanların kullanılmasının maliyeti çok yüksektir.
Talasemi Major Hastalığı Nasıl Önlenmektedir?
Hastalığın eradikasyonu için hastalığın insidansınnı yüksek olduğu bölgelerde,
evlenecek olan çiftlerin talasemi taşıyıcılığı açısından taranmaları ve taşıyıcı
saptananların eğitimi, genetik danışma ve prenatal tanı (doğum öncesi tanı) hakkında
bilgi verilmesi önemlidir. Konferanslar seminer ve kongreler ile insidansın yoğun olduğu
bölgelerdeki halk ve tıp mensupları bilgilendirilmelidir. Akdeniz anemisi hastalıklı
çocuk doğumları, taşıyıcıların bulunması ve taşıyıcı olduğu bilinen
gebeliklerde hamileliğin ilk döneminde doğum öncesi tanı bölümlerine başvurması
sağlanmakla önlenebilir.
Son yıllarda anneden alınan koryonik villus örnekleri DNA analiz yöntemleri ile
akdeniz hastalığı açısından incelenir. Bu yöntem gebeliğin 9. ve 10. Haftalarında
yapılmaktadır.

|
|
|